15 Mayıs 2013 Çarşamba

Gümüşhane Marka Kent Olabilir Mi?


İki gün önce Gümüşhane’deydim. Üniversitenin İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi olan sevgili dostum Emre Ş. Arslan’ın davetiyle, öğrenciler tarafından kurulan Çaylak Kulübü’nün düzenlediği etkinlikte konuk konuşmacı olarak yer aldım ve “Geleceği Markalamak” isimli bir sunum yaptım.

Sabah Trabzon’a indikten sonra 1,5 saat sürecek araba yolculuğuyla sarp dağları ve meşhur Zigana tünelini geçerek Gümüşhane’ye vardık. Gümüşhane hayatımda gördüğüm en ilginç şehirlerden biri. Yan yana ve karşılıklı duran onlarca dağ ve tepenin sıkıştırdığı bir vadi (belki de kanyon demeliyim) boyunca konuşlanmış Gümüşhane. Nüfusu 40 bin var yok. O kadar zor bir coğrafya ki, yeni yerleşim için alan bile yok. Onun için dağların eteklerini tıraşlayarak arazi üretmeye çalışıyorlar. Bazı dağlar ise sırf kayadan ibaret, hatta yekpare kayadan. Dolayısıyla oralardan arazi çıkarmanın imkânı da yok. Şehir 5-6 kilometrelik vadi boyunca uzanıyor. Vadi ortasından da küçük bir nehir (çay) akıyor.

Gümüşhane’nin adı bildiğimiz gümüş madeninden geliyor. Bizans döneminde de Gümüşkent’miş adı. Dağları gümüş madeniyle doluymuş. Osmanlı zamanında buradaki dağlardan gümüş çıkarılır ve yine oradaki bir darphanede Osmanlı’nın paraları basılırmış. Eski Gümüşhane yerleşkesi şimdikinin biraz yukarısında. Harika yeşillikler içerisinde tarihi Gümüşhane evleri olan bir yer. Burada yüz yıl önce göç etmiş Rumlara ait ev, klise ve okul gibi yıkıntılar da mevcut.

Kuzey Anadolu sıradağları içinde yer alan Gümüşhane’nin tüm yüzeyi dağlık ve çok engebeli. Ama handikap gibi gözüken bu durum avantaja çevrilebilir. Bu kadar az nüfusa sahip olmasına ve zor bir coğrafyaya sahip olmasına rağmen ben Gümüşhane’nin markalaşma şansını yüksek buluyorum. Yeter ki, şehrin ileri gelenleri Gümüşhane’yi markalaştırmak istesinler. Tabii daha önceki yazılarımda bahsettiğim gibi kent markalaşması bir plan proje işi.

Aşağıda önerdiğim projeleri gerçekleştirirse Gümüşhane’nin yılda en az 1 milyon turist çekeceğini, göçün duracağını ve yatırımcıları cezbedeceğini iddia ediyorum.

·         Tarihi Mekanları Restore Etmek: Gümüşhane bölgesi eski Bizans Rumlara ait kalıntılarla dolu. Tüm bu harabe mekanlar restore edilmeli.

·         Eski Gümüşhane Yerleşkesini Turistik Konaklama Bölgesi Yapmak: Yerel mimariye ait evlerin olduğu bu yeşillikli alan yolundan kaldırımına, bahçelerinden evlerine yeniden düzenlenmeli ve restore edilmeli. Eski tip evler yapılarak pansiyon olarak işletilmeli.

·         Kayak Tesisi Kurmak: Eski Gümüşhane yerleşkesinin yukarısında bulunan ve 6 ay boyunca karla kaplı ve kayak pisti olmaya uygun meyilli alan kayak turizmine kazandırılmalıdır.

·         Teleferik: Şehir boyunca uzaman tüm dağlar teleferikle birbirine bağlanmalıdır. Şehir içinde ulaşım pek ala teleferiklerle sağlanabilir. Teleferik eski Gümüşhane yerleşkesine ve kayak merkezine kadar gitmelidir. Duyduğuma göre teleferik yapımı zaten gündemdeymiş. Ama ellerini korkak alıştırmasınlar, teleferik ağları kursunlar.

·         Kaya Dağları Heykele Çevirmek: Şehrin üzerine çöken ve karamsar bir yapısı olan kaya dağlar aslında inanılmaz güzellikler barındırıyor. Bizler göremiyoruz ama heykeltıraşlar görebilir.  Bu çorak ve biçimsiz dağlar ve tepeler heykel sanatçılarıyla 30 yılda dünya harikası bir manzaraya dönüştürülebilir. Eski Mısırlılar piramitleri yaptıysa, şimdiki Gümüşhaneliler de bunu yapabilir.

·         Kaya Dağların İçine AVM Yapmak: Gümüşhaneli alışveriş yapmaya Trabzon’a gidiyor. Çünkü AVM yok, yapılacak yer de yok. Ama Türkiye’nin ve dünyanın en ilginç AVM’sini yapabilirler. Sümele manastırını yapanlardan ne eksikleri var. İşte kaya gibi sağlam dağlar. İçine harika bir AVM yerleştirebilirler.

·         Kaya Dağların İçine Müze Yapmak: AVM yapılabiliyorsa neden müze de yapılamasın? Modern mağara içinde müze. Kim görmek istemez ki? Bölgeden çıkan o kadar çok tarihi eser var ki, hepsini böyle ilginç bir mekanda sergilemek harika olur.

Aslında kentin ileri gelenleri (Vali, belediye başkanı, ticaret ve sanayi odası başkanı, rektör, parti il başkanları…) bir araya gelip Gümüşhane’yi markalaştırmayı konuşmalılar. Kendi üniversitelerine bir rapor hazırlatmalılar. Halktan proje istemeliler. Sonrasını da yine kendi üniversitelerindeki İletişim Fakültesi’ne bırakmalılar. Onlar Gümüşhane’yi markalaştırmak için en doğru projeleri seçecek ve bunun iletişimni doğru kurgulayacaklardır.

Not: Gümüşhane’ye gidip de pestil ve köme almadan yemeden sakın dönmeyin. Yok böyle bir tat. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme