1 Eylül 2009 Salı

Adana’nın Alameti Farikası


Mayıs 2008’de blog’umda yayınlanan “Adana Nasıl Markalaşır?” başlıklı yazım sonrasında Adana’nın ön plana çıkarılması gereken özelliği veya özellikleri konusunda sık sık Adanalıların sorularına ve yorumlarına muhatap oluyorum.

Temmuz 2008’de Adana Valisi Sayın İlhan Atış’a yaptığım Adana’yı markalaştıracak yöntem ve projeleri içeren sunumun üzerinden 12 ay geçtiği için Adanalıların sorularına şimdi cevap verebilirim.

Adana kentinin en önemli özelliği nedir? Öne çıkarılacak ve parlatılacak hangi özelliği kentin gelişmesine ve hızla markalaşmasına hizmet eder? Öyle bir özellik ortaya konmalı ki turist, tüccar, yatırımcı ve gençleri Adana’ya çeksin, dışarıdaki Adanalıları tekrar Adana’ya getirsin.

Adana’nın yüzlerce ilgi çekici özelliği var ve çoğunun üstü örtülü. Ben 22 çok parlak özellik belirledim. Yalnız bir özelliği var ki, hepsinden daha baskın. Gözlerinin önünde duran bu özelliği Adanalılar maalesef fark edememiş ve yeterince değerlendirememişler. Neden mi bahsediyorum; Adana’nın içinden geçen ve Akdeniz’e giden Seyhan nehrinden bahsediyorum.

Ne zaman Adana’ya uçakla gelip gitsem, inerken veya havalanırken Seyhan nehrinden gözümü alamam. Barajıyla, kentin içindeki kollarıyla Seyhan nehri Adana’nın veli nimetidir. Adanalıların Seyhan nehrini alameti farikaları olarak görmemelerine çok şaşırıyorum.

Avrupa’da bir şehrin içinden nehir geçiyorsa, o şehir bir başka güzeldir. Avrupalılar kentlerindeki nehirlerin kıyılarını bir gelin gibi süslerler. Nehrin üzerine birbirinden güzel köprüler yaparlar. Nehrin üzerinde gezi turları düzenlerler. Nehir sembolleri olur.

Adanalılar da kentlerini Seyhan nehri üzerine konumlandırmalıdırlar.
Adana’nın markalaşması Seyhan nehri üzerinden kurgulanmaya karar verilirse bu nehre fark yaratacak yatırımlar yapılması gerekir. Bence Seyhan nehrinin Akdeniz ağzından girecek bir yat Adana’ya kadar ulaşabilmelidir. Buna uygun olarak Seyhan nehrinde genişletme, derinleştirme ve stabilizasyon çalışmaları yapılmalıdır. Üzerindeki köprüler yıkılıp yerlerine açılır kapanır modern ve ihtişamlı köprüler yapılmalıdır. Bu sayede gezi amaçlı toplu taşıma tekneleri de Seyhan nehri üzerinde çalışabilir. (Tarihi taş köprülere dokunmadan bir çözüm üretmek de mühendislerin sorunu). Adana’ya kadar gelen yatların park edebilmesi için Seyhan nehrine yat marinası da yapılması gerekir. Akdeniz’de dolaşan yatların Adana’ya kadar gelebilmelerinin Adana’nın markalaşmasına katkısını tahmin edebiliyor musunuz?

Seyhan nehrini değerlendirmek bununla da kalmamalıdır. Adana’nın içindeki nehir kıyıları yeniden düzenlenmelidir. Bu kıyılar halka açık park, plaj ve alanlar haline gelmelidir. Bunun için gerekiyorsa kamulaştırma ve yıkım da yapılmalıdır.

Seyhan nehri boyunca ilerleyen ve ara sıra nehre dalıp çıkan, belli alanlarda durup yolcu alıp indiren “roller coster” ilgi çekici bir fikir olabilir. Roller coster yerine teleferik de düşünülebilir.

Harika kıyıları, muhteşem köprüleriyle, içinde yol alan yat ve tekneleriyle, seyahat ve eğlence amaçlı “roller coster”ıyla Seyhan nehri Adana’yı dünyaca ünlü bir kent haline kısa sürede getirecektir.
Görüldüğü gibi konumlandırma olarak Seyhan nehri seçilirse buna vurgu yapacak yaratıcı projelere ihtiyaç var. Bu projeler milyar dolarlık yatırım gerektirebilir ama getirisi ket be kat fazla olacaktır.

Neden Adana’nın yatırım gerektirmeyen sadece tanıtıma ihtiyacı olan herhangi bir özelliğini konumlandırmanın merkezine oturtmadığımı sorabilirsiniz. Veya Adana’nın saat kulesi, taş köprüleri, Tepebağ evleri gibi tarihi eserleri varken başka özellikleri öne çıkarmanın ne alemi var diyebilirsiniz. Bence onlar çikolata parçalarıdır ve ancak muhteşem bir pastanın içindeki sürprizler olabilirler.

30 yıl önce nüfus, ekonomik canlılık, kültürel zenginlik ve daha birçok açıdan Adana Türkiye’nin dördüncü büyük kenti iken Devlet Planlama Teşkilatı’nın 2003 yılında yaptığı illerin sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasına göre Adana 8. sıradadır. 2009’daki yeni sıralamayı bilmiyorum ama Adana’nın daha da gerilere düştüğünü tahmin ediyorum.

Adana’nın konumlandırması bir an önce belirlenmez ve markalaştırma çabalarına girişilmez ise Adana’nın gittikçe daha da küçüleceğini söylemek için kahin olmaya gerek yok.

Yazımı bitirirken bir konuya daha değinmek isterim; Adanalılar eğlenmeyi seven, yemek kültürü zengin insanlar. Kişi başı gelirleri de Türkiye ortalamasının üzerinde. Bu da çalışkan olduklarını gösterir. Yalnız anlayamadığım bir şekilde  “Adanalı tembeldir” imajı çok yaygın. Hatta bu lafı Adanalıların ağzından daha çok duydum. Üstelik buna bir tekerleme bile bulmuşlar; “Adanalıyık, Allah’ın adamıyık, gece gezerik, gündüz yatarık”. Çalışkanlık konusunda kendilerine haksızlık yaptıklarını düşünüyorum. Adana’yı markalaştırırken bu tembellik mitini yıkmak veya olumlu hale çevirmek de gerekir.

Not: Konu hakkında blog’umda okuyabileceğiniz diğer yazılarım:
  1. Marka Kent nedir, ne değildir? (Ağustos 2008)
  2. Adana Nasıl Markalaşır? (Mayıs 2008)
  3. Bir Şehri Markalaştırmak (Kasım 2007)
  4. Bir Kentin Kaderini Değiştirmek (Şubat 2005) 
İnternet Sitem: www.muratsaylan.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme